‘Kadın İstihdamında Dünya Ortalamasının Altındayız’

‘Kadın İstihdamında Dünya Ortalamasının Altındayız’

 

İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi Kadın Emeği Çalışma Grubu tarafından gerçekleştirilen Emekçi Kadın Akademisi faaliyetleri devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen “Emek ve Meslek Örgütlerinde Kadın Emeği” başlıklı panele KESK-SES adına Rukiye Çakır, TMMOB adına Ferda Yamanlar, Eğitim-Sen adına Dilek Mercan, DİSK adına Hazal Beytaş ve İzmir Barosu adına avukat Nuriye Kadan konuşmacı olarak katılırken çok sayıda kadın panele ilgi gösterdi.



‘Dünya ortalamasının altındayız’

Panelde ilk olarak konuşan İzmir Barosu üyesi Avukat Nuriye Kadan “Cinsiyetçilik” başlığı altında bir sunum gerçekleştirdi. Kadan’ın, Clara Zatkin’in “Göğün yarısı olan kadınlar, kavganın da yarısıdır” sözleri ile başladığı sunumda “Türkiye’de kadınların işgücü ile katılım oranının yüzde 25’ler seviyesinde olduğunu görüyoruz. Türkiye için kadın istihdamının sorunları 4 temel başlık altında ele alınabilir. Kayıt dışı çalıştırma, ücretsiz ev işçiliği, cinsiyet temeli ayrışma ve ücret eşitsizliği gibi başlıklar var. Düşük ücretler ve kötü koşullu işlerde çalışma, pazarlık yönünden yoksun olma durumu var. Kayıt dışı sektöre geçiş, gündelik, yarı zamanlı sözleşmeli ve çalışmalara dayalı istihdam durumu var. Türkiye’de 8 Milyon 100 bin kadın istihdam altında. Kadınların neredeyse yüzde 90’ı kayıt dışı çalışıyor ve dünya ortalamasının altındayız” diye konuştu.


‘Yasaları kadınlara müjde deyip allayıp pulladılar’

Ardından konuşan DİSK Genel İş Üyesi Ayşe Hazal Beytaş, kadın istihdamındaki son duruma ilişkin konuştu. Son 15 yıl içinde hükümetin çıkardığı kadın yasaları ve içeriğini anlatan Beytaş, “İktidarın kadınlara ‘müjde’ diyerek allayıp pulladığı yönetmeliklerin hepsinin kadınları istihdamdan ne kadar uzaklaştırdığını, kadın emeğini ne kadar sömürdüğünü görüyoruz. Burada dört tane yasa var. Birisi 6663 sayılı torba yasadan çıkan kadın istihdamı paketi. Bir diğeri ise özel istihdam büroları. Aslında ikisi de birbirini tamamlıyor. Önümüzde iki tane yasa tasarısı var. Bir tanesi aile ve dinamik nüfus yapısının korunması yasa tasarısı. Umarım bu ikisi de yasalaşmaz ancak sadece umarak olmaz buna karşı güçlü bir mücadele gerekiyor” şeklinde konuştu.




‘Birçok engellemeyle karşılaşıyoruz’

Eğitim-Sen adına söz alan Dilek Mercan ise eğitimde kız çocuklarının okula gitme oranlarının giderek düştüğünü belirterek, “Kız çocuklarının yüzde 35’inin lise eğitimine başlayamadığı gerçekliği var. Bizler çocuklarımıza doğruyu yanlışı öğretmeye çalışırken birçok engelleme ile karşılaşıyoruz. Kızlara ait okullar ve erkeklere ait okullar var. Mevcut iktidar bunları kenara ayırma çabası içinde. Şubat ayında 30 kadın öldürüldü. 14 çocuk istismara uğradı, 19 kadına cinsel şiddet uygulandı. Biz eğitimde bir şeyler düzenletmeye çalıştıkça engellendik” şeklinde konuştu.

‘Çözüm mücadeleyi yükseltmek’

Kadınların yaşadığı sorun ve sıkıntıların saymakla bitmeyeceğini dile getiren Mercan, meselenin sorunları tartışmak olmadığını sorunlara karşı nasıl çözümler yaratılması gerektiğinin tartışılması gerektiğini dile getirdi. Kadının hayatın her alanında görünmediğini sözlerine ekleyen Mercan, kadını görünür kılmak için kadın mücadelesinin daha çok yükseltilmesi gerektiğinin altını çizdi. Konuşmaların ardından İzmir Kent Konseyi Başkanı Çağrı Gruşçu panele katılan katılımcılara teşekkür etti.
Panel, İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi Kadın Emeği Çalışma Grubu moderatörü Aslı Umucu’nun katılımcılara teşekkür belgelerini takdim etmesiyle sona erdi. 


More  More

5/9/2017 4:55:19 PM

Konseyden Köylü ve Üreticiye Destek

Konseyden Köylü ve Üreticiye Destek

 

İzmir Kent Konseyi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “yerelde kalkınma” hedefiyle öncülük ettiği ‘Yerelde Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi’ne katılımcı bir süreçle katkı sunmak ve stratejide tamamlayıcı bir rol üstlenmek üzere kurduğu ‘Yerelde Kalkınma Çalışma Grubu’nu sahaya sürüyor. Konsey, bu kapsamda İzmir’deki köylerde küçük ölçekli aile tipi istiridye mantarı yetiştiriciliğinin öğretilmesi amacıyla “İstiridye Mantarı Köy Tezgâhında” projesini başlatıyor.

Projeye kurumlardan destek

Proje kapsamında kırsaldaki üretici ve köylerde yaşayan ailelere ulaşacak olan İzmir Kent Konseyi, eğitim projesinin ilk ayağını Bornova’nın Yakaköy Mahallesinde gerçekleştirecek. Yakaköy’de üretici ile buluşacak olan konsey temsilcileri, aynı zamanda ailelerle bir araya gelerek tespitlerde bulunacak. İzmir Kent Konseyi tarafından yürütülecek projenin ilk ayağına İzmir Büyükşehir Belediyesi, Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Ege Kadın Buluşması, Yakaköy Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ve Ege Kadın Dayanışma Vakfı destek sağlıyor.

“Bilgi eksikliğini gidereceğiz”

Ziraat Mühendisi Mine Pakkaner’in eğitmenliğinde, aile tipi basit yetiştiricilik konusunda köyde yaşayan üretici bilgilendirilecek ve istiridye mantarı üretimi için motive edilecek. Yerelde Kalkınma Çalışma Grubu kolaylaştırıcısı ve eğitmen Mine Pakkaner, çözümün yerelde kalkınmada olduğunu belirterek “Aile çiftçiliği önemlidir. Yerelde kalkınma ülke kalkınmasının temelidir. Köy eğitimlerimize Yakaköy ile başlıyoruz. Yoksul kesimin üretime katılmasının önündeki en önemli engellerden biri de bilgi eksikliğidir. Kent konseyi yürüteceği bu projeyle bu eksikliği gidermek üzere katkı sunacaktır.” ifadelerini kullandı.

“Üreticiye desteğimiz sürecek”

Konseyin kırsalda başlatacağı projenin gerçekleşmesinde Ziraat Mühendisi Mine Pakkaner’in ve destek veren kuruluşların özverili katkılarının önemli olduğunu vurgulayan İzmir Kent Konseyi Başkanı Çağrı Gruşçu ise, “Köylü hemşehrim yöresinden beslenmeli, bu kent için üretebilmelidir. Kentli hemşehrim köylüsüne katma değer sağlayabilmeli; kentin yerel özelliklerine ve değerlerine sahip çıkmalı, korumalıdır. Bu nedenle, biz İzmir’in kırsal kalkınmasına katkı sunmaya devam edeceğiz. Köylümüze, üreticimize desteğimizi sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.

More  More

5/9/2017 4:47:23 PM

Gruşçu’dan İzmir için Deprem Master Planı Çağrısı

Gruşçu’dan İzmir için Deprem Master Planı Çağrısı

 

Doğal Afetlerde Kadınlar Çalıştayı’nda İzmir’in afet planı ile ilgili üç önemli adım için değerlendirmeler yapılırken, 18 yıl önce hazırlanan İzmir’in deprem master planının bir an önce güncellenmesi çağrısında bulunuldu. İzmir Kent Konseyi Başkanı Çağrı Gruşçu, "18 yıl önce hazırlanan senaryoya göre, olası bir depremde 95 bin 376 ağır hasarlı binanın, 325 bin orta hasarlı binanın ve 283 bin hafif hasarlı binanın olacağı senaryo içerisinde yer alıyordu. Böylesi bir depremde en az 19 bin 538 kaybın olacağı yine bu senaryonun içinde ifade edilmişti" dedi.

"Aradan 18 yıl geçti"

Çalıştayda konuşan İzmir Kent Konseyi Başkanı Çağrı Gruşçu, 1999 yılında İzmir için deprem master planının hazırlandığını belirterek, “Aradan 18 yıl geçti. 18 yılda kentle ilgili gerçekler değişti. Bunun sonucunda da mevcut master planının su götürmez, yeterli konumda bulunamaz olduğunu görmek üzereyiz. Çalıştaydan çıkacak sonuçların, özellikle raporlanarak ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılacağını ifade etmek istiyorum. Devamında, çalışma gruplarımızla bu süreçleri takip edeceğiz. 99 yılında hazırlanmış olan deprem master planının acilen güncellenmesi gerektiğini söylüyoruz. İzmir için güvenli alanların yerleşime açılmasını ve 4,5 milyon vatandaşımızın daha güvenli bir kentte yaşamasının sağlanması için gerekli girişimlerde bulunulması gerektiğini belirtiyoruz” açıklamasında bulundu.



13 aktif fay hattı var

Dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura tarafından 1999 yılında deprem master planı çıkarıldığını hatırlatan Gruşçu, “Orada hazırlanan bir senaryo vardı. Özellikle 11 merkez ilçemizde gerçekleşecek olası bir deprem ortamında yaşanabilecek bir senaryodan bahsediliyordu. Bu senaryoya göre 195 bin 376 ağır hasarlı binanın, 325 bin orta hasarlı ve 283 bin hafif hasarlı binanın olacağı senaryo içerisinde yer alıyordu. Böylesi bir depremde en az 19 bin 538 kaybın olacağı yine bu senaryonun içinde ifade edilmişti. Rakamlar çok çarpıcı ama daha çarpıcı olan kentin gitgide büyüyen nüfus ölçüsü. Nüfus gitgide artıyor, yerleşim alanları yenileniyor ve bu yerleşim alanları içinde yaşayan insanların deprem senaryosu ile birlikte daha güvenli bir kentte yaşamaya ihtiyacı var. Sadece deprem değil, doğal afetlerin konusunu oluşturan tüm disiplinleri kapsayan çok önemli bir konudan bahsediyor aslında. İzmir, 4,5 milyon nüfusa dayanmış bir kent. 4,5 milyonluk bir kentte, şu anda 13 aktif fay hattı var. Bu fay hatlarına yönelik olmak üzere gerek yerel yönetimlerin, gerek valiliğin, gerekse ilgili meslek odalarımızın yaptığı çalışmaları gözden geçirmek ve hazırlanan çalışmaların aktif şekilde gerçekleşmesini sağlamak için baskı oluşturmamız gerekiyor. Bunun en önemli yollarından birisi ise kent konseylerinin bu sürecin içinde olmasıdır” diye konuştu.


“Canımız yanıyor, çözüm için biz daha çok viyaklıyoruz”

İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi bünyesinde arama kurtarma ekibinin kurulmasını planladıklarını belirten Meclis Başkanı Kızbes Aydın ise “Doğal afetlerde en çok etkilenen kadınlardır. Yine doğal afetlerde en çok koşturan, çalışan kadınlardır. Çünkü canı yanan viyaklar. Doğal afetlerde, savaşlarda en çok canı yanan kadınlar olduğu için bu tür toplumsal sorunlara çözüm getirmek de yine kadınlara düşüyor. Canımız yanıyor, çözüm için biz daha çok viyaklıyoruz. Bizler İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi olarak çeşitli çalışma grupları kurduk. Kadınların katılmadığı her şey eksiktir. Doğal Afetlerde Kadın Çalışma Grubumuz, hakikaten afet. Atom karınca mı desem, bal yapan arılar mı desem” ifadelerini kullandı.

En az bin kadına ulaşılacak

Çalıştayın moderatörü ve İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi Doğal Afetlerde Kadın Çalışma Grubu Başkanı Hülya Bilgen de şöyle konuştu:

“Bizler, kadın farkındalığını oluşturmak, afetten önce bilinçlendirmek, afet öncesinde de sonrasında da ne yapacağının bilinmesi için yola çıktık. En az bin kadına ulaşalım istiyoruz. 10 metropol ilçede 35 mahallede 245 kişilik gruplar kurmak için yola çıktık. Bunun için yılda en az 5 eğitim yapıyoruz.”


More  More

5/9/2017 4:35:19 PM

İzmir’in Kent Konseyi Modeli Türkiye’ye Örnek Oldu

İzmir’in Kent Konseyi Modeli Türkiye’ye Örnek Oldu

 

Türkiye’nin 7 bölgesinden 22 büyükşehir kent konseyi, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü temsilcisi, Belediyeler Birliği temsilcileri, Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler, Orta Doğu ve Batı Asya Bölge Teşkilatı (UCLG-MEWA) Genel Sekreteri ve akademisyenlerin katılımıyla Eskişehir Turunç Otel’de başlayan çalıştayın açılışına Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Odunpazarı Belediye Başkanı Av. Kazım Kurt ve Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç katıldı.

Açılışta konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ise çalıştayın Eskişehir’de düzenlenmesinden dolayı mutluluk duyduğunu söyledi. Eskişehir Kent Konseyi’nin çok yönlü ve başarılı çalışmalar yaptığını kaydeden Büyükerşen “Kent konseyleri şehirler için çok önemli yapılardır. Bu çalışmalarınız ile konseylerimizin sistemsel olarak daha da iyileştirilmesini ümit ediyor, sizlere başarılar diliyorum.” dedi.

Açılış konuşmasını yapan Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Nuray Akçasoy çalıştayın tüm kent konseylerine hayırlı olmasını dileyerek “Sizlere burada ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz. Gerçekleştireceğimiz bu çalıştay sonunda farklılıklarımızın zenginliğiyle oluşturacağımız vizyon ışığında, kent konseylerinin temel sorunlarına çözüm üretip bunların ilgili kurumlarca hayata geçirilmesini sağlamak en büyük dileğimizdir.”dedi.

“Desteğinize teşekkür ederim”

Türkiye Kent Konseyleri Birliği (TKKB) Dönem Başkanı Necati Binici ise konuşmasında, Türkiye Kent Konseyleri Birliğinin 2010 yılında kurulduğunu anımsatarak "Kent konseyleri, hiçbir zaman belediyelerin arka bahçesi olmayacaktır. Kent içinde yapılan doğru şeyleri alkışlamak, yanlış şeylerin düzeltilmesi için çaba sarf etmek asli vazifemiz olmalıdır. Bu yılı dolu dolu geçireceğiz. Türkiye`nin çeşitli kentlerinde toplantılar yapacağız. Birliğimiz sizin bize getirdiğiniz önerilerle daha hızlı ve doğru adımlarla büyüyor. Verdiğiniz her türlü destek için teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. 

İzmir örnek oldu

Çalıştayda kent konseylerinin idari ve yasal sorunları masaya yatırılırken, mevcut yasal düzenlemelerin kent konseylerini halka anlatmak ve uygulamada bulunmak açısından yetersiz olduğu görüşü hakim oldu. Sorunun çözümünün daha esnek ve sivil yapılanmadan geçtiğini vurgulayan İzmir Kent Konseyi Başkanı Çağrı Gruşçu, İzmir’in benimsediği modeli ve konseyin çalışmalarını anlattı. Gruşçu’nun ifade ettiği İzmir Kent Konseyi çalışma modeli ve projeleri katılımcılar tarafından büyük ilgi ve beğeni toplarken birçok kent konseyi, İzmir ile birlikte çalışmak istediklerini belirttiler.

İdari ve yasal sorunlar konuşuldu 

Konuşmaların ardından “Büyükşehir Kent Konseyleri Yasal ve İdari Sorunlar-Çözümler” gündemiyle başlayan çalıştayda 3 oturum gerçekleştirildi. Oturumlarda uygulamalar ve sorunlar, beklentiler ve çözüm önerileri ile model önerileri ve değerlendirmeler başlıkları altında görüş belirtilerek önerilerde bulunuldu. Çalıştay kent turu ile sona erdi.

More  More

5/9/2017 4:27:12 PM

İZMİR’İ KURTARACAK ÜÇ ADIM MASAYA YATIRILACAK

İZMİR’İ KURTARACAK ÜÇ ADIM MASAYA YATIRILACAK

 

İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi, Doğal Afetlerde Kadınlar Çalışma Grubu’nun yürütücülüğünde birçok kamu kurumu, meslek odası ve sivil toplum örgütlerinin katılımı ile birlikte ‘Doğal Afetlerde Kadınlar Çalıştayı’ düzenleyecek. 27 Şubat Pazartesi günü Kültürpark İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan çalıştayda afet yönetim merkezleri arasında koordinasyon sağlanması, Acil Eylem Planı hakkında bilgilendirme ve güncellenmelerin sağlanması, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Afet Programı’nın hazırlanması gibi afet planını ilgilendiren üç önemli adımın ele alınması bekleniyor.

Çalıştay sonrasında elde edilecek önerilerin ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılarak eyleme dönüştürülmesi sürecinin takip edileceği ifade edilirken kadınların afet öncesi ve sırasında doğal afetlerden en az zararla kurtulabilmeleri için eğitim sürecine katılımları da özendirilecek.


 

“Afet riski planları için öncelikli olacak”

Afet durumunda kent için acil eylem planının önemine değinen İzmir Kent Konseyi Başkanı Çağrı Gruşçu, “Bu çalıştay İzmir’in gerek acil eylem planının gerekse deprem ana planının revize edilmesi ve güncellenmesi bakımından öncelikli olacak. Buradan edineceğimiz birikimi ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşacağız. Bu nedenle başta kadınlarımız olmak üzere tüm hemşehrilerimizi ve afet çalışmalarına destek veren tüm kesimleri çalıştayımıza katılmaya, deneyim ve bilgilerini paylaşmaya davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“En az bin kadına ulaşacağız”

İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi bünyesinde arama kurtarma ekibinin kurulmasını planladıklarını belirten meclis başkanı Kızbes Aydın ise; “İzmir’de yaşayan en az bin kadına ulaşılarak kadınların doğal afetlerden en az zararla kurtulabilmeleri için gerekli eğitimlerin verilmesi ve kadınların aktif olarak afet çalışmalarına katılımlarının sağlanmasını amaçlamaktayız.” diye konuştu.

İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin Hülya Bilgen moderatörlüğündeki Doğal Afetlerde Kadınlar Çalışma Grubu’nun yürütücülüğünde İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde 27 Şubat 2017 Pazartesi günü üç oturumdan oluşacak olan çalıştaya çok sayıda kamu kurum ve kuruluşunun yanı sıra sivil toplum örgütlerinin de katılması beklenirken çalıştayın programının ise şu şekilde olduğu bildirildi:

Doğal Afetlerde Kadınlar Çalıştayı Programı:
Tarih: 27 Şubat 2017 Pazartesi
Yer : Kültürpark İsmet İnönü Sanat Merkezi

09.00 - 09.45 Kayıt
09.45 - 10.15 Açılış Konuşmaları
10.15 - 12.15 I. Oturum: İzmir` de Doğal Afet Yönetimi
12.15 - 13.30 Öğle Arası
13.30 - 15.30 II. Oturum: Doğal Afet Sırasında Arama-Kurtarma Çalışmaları



More  More

5/9/2017 4:20:24 PM

Konseyin Gururu: Ar-Ge

Konseyin Gururu: Ar-Ge

 

İlk olarak güneş enerjili arabayla yola çıkan mucit ekip daha sonra elektrikli araba ile filmleri aratmayacak bir yarışma yolculuğuna çıktı. Ürettikleri arabayı yarışma günü tamamlayan, yetkililerin yaptığı fren testini tekerleklerin önüne ayaklarını koyarak geçen ekibin trajikomik hikayesi şaşırttı. İzmir’in gururu olma yolunda emin adımlarla ilerleyen ekip, şu sıralar tüm yoğunluğunu ise dünyada ilk olma niteliği taşıyan ve 25 mikronluk işlem yapan 3 boyutlu yazıcıyla, her yıl Sağlık Bakanlığına milyonlarca Türk lirasına mal olan ithal protezleri düşük maliyetle ve yerli imkanlarla üretmeye verdi.

Türkiye için gurur niteliği taşıyacak projelere imza atan ekiple yaptığımız söyleşide konuşmaya ilk olarak Kemal Özdemir başladı. Kendisiyle ilgili bilgi vererek sohbete başlayan Özdemir, hikayesini özetleyerek, “Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü mezunuyum, aynı zamanda Ege Üniversitesi Kimya Mühendisliğinde de çift anadal yaptım. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinde de işletme eğitimi aldım. Çocukluğumdan beri girişken bir yapıya sahiptim. Okuldan çıktıktan sonra saat 5-6 gibi sanayiye giderdim. Alanımla alakalı testere kesimleri, frizbi matkap delim işleri yapardım. Girişken ve çalışkanlığımdan dolayı çalıştığım firmamda yükseldim. Modelleme elemanı, satın alma yetkilisi gibi işlerle birlikte teknik anlamda ciddi deneyim kazandım. Tabi bu sırada da gönüllü çalışmalara ara vermedim. Kent Konseyi ile ortak çalışmalarda bulundum” dedi.



“Kent bu fikirleri desteklesin”

İlk günden bu yana genç ekibe verdikleri destekle projelerin gelişimine katkıda bulunan İzmir Kent Konseyinin Başkanı Çağrı Gruşçu ise bu tarz girişimlere destek olmak gerektiğini vurgulayarak, “Kent Konseyi olarak en önemli görevlerimizden birisi, kentimizdeki böyle cevherlerin ortaya çıkmasına ön ayak olmak. Kemal ve Doğukan gibi arkadaşlarımız, İzmir’de de bu tarz çalışmaların yapılabildiğini, İzmir’in katma değere sahip olabileceğini ve buna sahip çıkılması gerektiğini gösteriyor. Konsey olarak sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, üniversiteler gibi kurum kuruluşlarla çatı kuruluşuz. Madem içimizde böyle cevherler var, o zaman kentin kamuoyunun ve kanaat önderlerinin de böyle fikirleri desteklemesi gerekiyor” diye konuştu.

Arabayı satıp yol parası yaptılar

Ürettikleri güneş enerjili arabalarını, yol parası bulamadıkları için yarışma dönüşü hurdacıya satarak yol parası yaptıklarını ifade eden Özdemir, “Güneş enerjisi ile çalışan araba projeme de 2. sınıfta başladım. Üniversitemizde arkadaşlarımızla araba geliştirip, yarışlara katılmak için proje geliştirdik. Doğukan arkadaşımla da o vasıtayla tanıştık. Bu dönemde birçok aksilikle karşılaştık. TÜBİTAK ile sıkıntılar yaşadık. Destek bulamadık, az parayla önemli işler yapmaya gayret ettik. Bugüne kadar TÜBİTAK tarihinde en ucuz yapılan güneş enerjili aracın 40 bin lira maliyeti vardı. Biz 5 bin liraya arabayı yaptık. Üstüne üstlük 10 kişiyi de yanımızda götürüp, ulaşımlarını karşıladık. Dönüşte paramız kalmayınca güneş enerjili arabayı parçaladık, hurdalarını satıp o parayla yol parası yaptık. Kısacası çok zorlu bir süreç geçirdik” diye konuştu.



“İzmir Kent Konseyi bize destek oldu”

Elektrikli araç üretiminde sponsor anlamında kriz yaşadıklarını ve kısıtlı imkanlarla yarışmaya yetiştiklerini de belirten Özdemir, “İzmir Kent Konseyi Gençlik Meclisi, projemizi daha önemli noktalara getirmek için çabaladı. O dönemden sonra güneş enerjili araçlar yerine elektrikli araçlar daha yenilikçi olduğu için biz de elektro-mobil yapmaya karar verdik. Bu kez Ege Üniversitesi ile sınırlamadık. Duyuru açıp İzmir’deki tüm üniversitelerden öğrencileri topladık. Konseyde 100-110 kişilerle toplantı salonlarına sığmadığımız zamanlar oldu. Bu kez konsey işe destek vermeye başlayınca TÜBİTAK da bize verdiği katkıda artışa gitti. Sponsor bulmaya başladık. Proje sonunda 110 kişilik gruptan 6-7 kişi kaldık. Ancak yine bir şanssızlık yaşadık. Çalışmalarımız siyasi çalkantı ve tartışmaların olduğu bir sürece denk gelince sponsorlar da desteklerinde kesintiye gitmeye, anlaşmaları iptal etmeye başladı. İptaller üst üste gelince arabanın yarısında kaldık. Yarışmaya 2 hafta kala resmen ortada kaldık. Kent Konseyi yine bu süreçte devreye girdi, destek sağladı. Arabamız için motor ve gerekli parçaları temin ettik. Hatta yarışma günü bataryalarımız geldi ve monte ettik. Ucu ucuna yetiştik diyebilirim. Arabamızı kamyonun kasasına koyup Kocaeli’ne yarışmaya götürürken, gece yolda arabanın parçalarını ekipmanlarını tamamlıyorduk” dedi.

Özdemir, filmleri aratmayan trajikomik hikayeye şu şekilde devam etti: “Arabanın testten onay alması için teknik kontroller yapılır. Bu kontrollere giderken biz arabanın fren sistemini tamamlayamamıştık. Fren yolda olduğu ve elimize henüz gelmediği için bağlayamadık. Yetkililer fren kontrolü için direnç uygulayıp test yaparken resmen ayaklarımız kimseye belli etmeden tekerlerin önüne koyduk. Onlar aracı itip kuvvet uygularken bizim yüzümüz kıpkırmızı oldu. ‘Sizin frenleriniz çok iyiymiş!’ yorumları aldık. Böyle böyle ilk aşamayı geçtik, daha sonra arabayı tamamlayıp son onayı elde ettik. Gerçekten tabiri caizse ömrümüzden ömür gitti. Ama maliyet olarak da enerji tüketimi açısından da en uygun arabalardan birini ürettik.”

Voltürk markasını yarattılar

“Ekibimizle araç çalışmalarından sonra yine bir araya geldik. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının teknogirişim desteğine başvurduk. Bu destek dünyada ilk olacak Ar-Ge çalışmalarına veriliyor. Biz de bu kapsamda 3 boyutlu yazıcı projemizi kurula sunduk. Kurul projemizi çok beğendi. Dolayısıyla henüz okullarımız bitmeden Voltürk Teknoloji şirketimizi kurduk.”



“3 boyuta yenilik kazandırdık”

Ekibin diğer ismi Doğukan Hazar Çılgın ise üzerinde çalıştıkları 3 boyutlu yazıcı teknolojisine değinerek, “3 boyutlu yazıcı aslında yeni bir teknoloji değil. 80’li yıllardan beri kullanılan bir teknoloji. Ancak günümüzde masaüstüne kadar, sanayide kullanıma kadar ilerlemiş durumda. 3 boyutlu baskının mantığı, bilgisayar ortamında hazırlanan 3 boyutlu objeyi reel anlamda ortaya çıkarmak. Aslında imalat mantığına göre iki buçuk boyuta tekabül eder. Çünkü katman katman çalışıldığı için tam manasıyla 3 boyutlu olarak kabul edilmez. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu katmanlar giderek inceldiği için, katman çıplak gözle bile fark edilmiyor. Bizim amacımız da katmanların fark edilmediği 25 mikronluk 3d yazıcıları imal etmekti. Bunu da başardık. Dünyada bir ilk olacak” yorumunu yaptı.

Hedef teknolojik ve ucuz yerli protez

Her yıl binlerce vatandaşın çeşitli kaza ve sağlık sorunu nedeniyle kaybettiği el ve ayak protezlerinin genellikle yurtdışından yüksek maliyetle ithal edildiğini de hatırlatan Çılgın, geliştirdikleri proje ile yerli üretim hedeflediklerini söyledi. Çılgın, sağlıkta devrim yaratacak proje hakkında da şu şekilde konuştu: “Biz 3 boyutlu yazıcı işlemlerini kolaylaştırdık. Kurduğumuz site sayesinde insanlar girip çalışmalarını yükleyebilecekler. Anlık olarak fiyat görebilecekler. İki gün içinde de ürünleri teslim alabilecekler. Bu Türkiye’de eşi olmayan bir uygulama. Herkesin kazanması ve 3 boyutlu yazıcılarla haşır neşir olması için güzel bir yenilik olarak düşünüyoruz. Birçok sektöre de yenilik getirecek. Örneğin titanyum, insan sağlığına zararı olmayan bir madde. Sağlık alanında birçok noktada titanyum maddesi kullanarak 3 boyutlu yazıcılarla ürünler üretilebiliyor. Özellikle diş hekimliğinde diş implantı yaparken hekimi ve hastayı rahatlatacak, zamanı kısaltacak çözümler sunabiliyoruz. Bunun için biyolojik uyumlu malzemelerle çalışıyoruz. Ayrıca üzerinde en çok durduğumuz, araştırma yaptığımız konulardan biri de protezler. Protez el imalatına 3 boyutlu yazıcılarımız üzerinden başladık. Bir protez firmasıyla ortaklaşa başladık. Bu protez eller sürekli yurtdışından geliyor. Tanesi yaklaşık 20 bin liraya mal oluyor. Devlet de bunu karşıladığı için ciddi bir maddi yükü beraberinde getiriyor. Biz bunu üretebilir miyiz diye yola çıkıp, bin 700 liraya üretebilir noktaya geldik. Sosyal Güvenlik Bakanlığının da dikkatini çekti. Ayrıca bizim yaptığımız eller bileklik şeklinde kablosuz olarak işliyor. Uzaktan istenilen komutlar verilebiliyor. Misyonumuz da yerli bir üretimle maliyeti düşürüp, ihtiyacı olan insanlara bu protezleri kolay ulaştırabilmek.”

 

Röportaj: Emircan Işıldak (İlkses Gazetesi)

More  More

5/9/2017 4:14:03 PM

Konseyin Gururu: Ar-Ge

Konseyin Gururu: Ar-Ge

 

İlk olarak güneş enerjili arabayla yola çıkan mucit ekip daha sonra elektrikli araba ile filmleri aratmayacak bir yarışma yolculuğuna çıktı. Ürettikleri arabayı yarışma günü tamamlayan, yetkililerin yaptığı fren testini tekerleklerin önüne ayaklarını koyarak geçen ekibin trajikomik hikayesi şaşırttı. İzmir’in gururu olma yolunda emin adımlarla ilerleyen ekip, şu sıralar tüm yoğunluğunu ise dünyada ilk olma niteliği taşıyan ve 25 mikronluk işlem yapan 3 boyutlu yazıcıyla, her yıl Sağlık Bakanlığına milyonlarca Türk lirasına mal olan ithal protezleri düşük maliyetle ve yerli imkanlarla üretmeye verdi.

Türkiye için gurur niteliği taşıyacak projelere imza atan ekiple yaptığımız söyleşide konuşmaya ilk olarak Kemal Özdemir başladı. Kendisiyle ilgili bilgi vererek sohbete başlayan Özdemir, hikayesini özetleyerek, “Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü mezunuyum, aynı zamanda Ege Üniversitesi Kimya Mühendisliğinde de çift anadal yaptım. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinde de işletme eğitimi aldım. Çocukluğumdan beri girişken bir yapıya sahiptim. Okuldan çıktıktan sonra saat 5-6 gibi sanayiye giderdim. Alanımla alakalı testere kesimleri, frizbi matkap delim işleri yapardım. Girişken ve çalışkanlığımdan dolayı çalıştığım firmamda yükseldim. Modelleme elemanı, satın alma yetkilisi gibi işlerle birlikte teknik anlamda ciddi deneyim kazandım. Tabi bu sırada da gönüllü çalışmalara ara vermedim. Kent Konseyi ile ortak çalışmalarda bulundum” dedi.


 

“Kent bu fikirleri desteklesin”

İlk günden bu yana genç ekibe verdikleri destekle projelerin gelişimine katkıda bulunan İzmir Kent Konseyinin Başkanı Çağrı Gruşçu ise bu tarz girişimlere destek olmak gerektiğini vurgulayarak, “Kent Konseyi olarak en önemli görevlerimizden birisi, kentimizdeki böyle cevherlerin ortaya çıkmasına ön ayak olmak. Kemal ve Doğukan gibi arkadaşlarımız, İzmir’de de bu tarz çalışmaların yapılabildiğini, İzmir’in katma değere sahip olabileceğini ve buna sahip çıkılması gerektiğini gösteriyor. Konsey olarak sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, üniversiteler gibi kurum kuruluşlarla çatı kuruluşuz. Madem içimizde böyle cevherler var, o zaman kentin kamuoyunun ve kanaat önderlerinin de böyle fikirleri desteklemesi gerekiyor” diye konuştu.

Arabayı satıp yol parası yaptılar

Ürettikleri güneş enerjili arabalarını, yol parası bulamadıkları için yarışma dönüşü hurdacıya satarak yol parası yaptıklarını ifade eden Özdemir, “Güneş enerjisi ile çalışan araba projeme de 2. sınıfta başladım. Üniversitemizde arkadaşlarımızla araba geliştirip, yarışlara katılmak için proje geliştirdik. Doğukan arkadaşımla da o vasıtayla tanıştık. Bu dönemde birçok aksilikle karşılaştık. TÜBİTAK ile sıkıntılar yaşadık. Destek bulamadık, az parayla önemli işler yapmaya gayret ettik. Bugüne kadar TÜBİTAK tarihinde en ucuz yapılan güneş enerjili aracın 40 bin lira maliyeti vardı. Biz 5 bin liraya arabayı yaptık. Üstüne üstlük 10 kişiyi de yanımızda götürüp, ulaşımlarını karşıladık. Dönüşte paramız kalmayınca güneş enerjili arabayı parçaladık, hurdalarını satıp o parayla yol parası yaptık. Kısacası çok zorlu bir süreç geçirdik” diye konuştu.


 

“İzmir Kent Konseyi bize destek oldu”

Elektrikli araç üretiminde sponsor anlamında kriz yaşadıklarını ve kısıtlı imkanlarla yarışmaya yetiştiklerini de belirten Özdemir, “İzmir Kent Konseyi Gençlik Meclisi, projemizi daha önemli noktalara getirmek için çabaladı. O dönemden sonra güneş enerjili araçlar yerine elektrikli araçlar daha yenilikçi olduğu için biz de elektro-mobil yapmaya karar verdik. Bu kez Ege Üniversitesi ile sınırlamadık. Duyuru açıp İzmir’deki tüm üniversitelerden öğrencileri topladık. Konseyde 100-110 kişilerle toplantı salonlarına sığmadığımız zamanlar oldu. Bu kez konsey işe destek vermeye başlayınca TÜBİTAK da bize verdiği katkıda artışa gitti. Sponsor bulmaya başladık. Proje sonunda 110 kişilik gruptan 6-7 kişi kaldık. Ancak yine bir şanssızlık yaşadık. Çalışmalarımız siyasi çalkantı ve tartışmaların olduğu bir sürece denk gelince sponsorlar da desteklerinde kesintiye gitmeye, anlaşmaları iptal etmeye başladı. İptaller üst üste gelince arabanın yarısında kaldık. Yarışmaya 2 hafta kala resmen ortada kaldık. Kent Konseyi yine bu süreçte devreye girdi, destek sağladı. Arabamız için motor ve gerekli parçaları temin ettik. Hatta yarışma günü bataryalarımız geldi ve monte ettik. Ucu ucuna yetiştik diyebilirim. Arabamızı kamyonun kasasına koyup Kocaeli’ne yarışmaya götürürken, gece yolda arabanın parçalarını ekipmanlarını tamamlıyorduk” dedi.

Özdemir, filmleri aratmayan trajikomik hikayeye şu şekilde devam etti: “Arabanın testten onay alması için teknik kontroller yapılır. Bu kontrollere giderken biz arabanın fren sistemini tamamlayamamıştık. Fren yolda olduğu ve elimize henüz gelmediği için bağlayamadık. Yetkililer fren kontrolü için direnç uygulayıp test yaparken resmen ayaklarımız kimseye belli etmeden tekerlerin önüne koyduk. Onlar aracı itip kuvvet uygularken bizim yüzümüz kıpkırmızı oldu. ‘Sizin frenleriniz çok iyiymiş!’ yorumları aldık. Böyle böyle ilk aşamayı geçtik, daha sonra arabayı tamamlayıp son onayı elde ettik. Gerçekten tabiri caizse ömrümüzden ömür gitti. Ama maliyet olarak da enerji tüketimi açısından da en uygun arabalardan birini ürettik.”

Voltürk markasını yarattılar

“Ekibimizle araç çalışmalarından sonra yine bir araya geldik. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının teknogirişim desteğine başvurduk. Bu destek dünyada ilk olacak Ar-Ge çalışmalarına veriliyor. Biz de bu kapsamda 3 boyutlu yazıcı projemizi kurula sunduk. Kurul projemizi çok beğendi. Dolayısıyla henüz okullarımız bitmeden Voltürk Teknoloji şirketimizi kurduk.”


“3 boyuta yenilik kazandırdık”

Ekibin diğer ismi Doğukan Hazar Çılgın ise üzerinde çalıştıkları 3 boyutlu yazıcı teknolojisine değinerek, “3 boyutlu yazıcı aslında yeni bir teknoloji değil. 80’li yıllardan beri kullanılan bir teknoloji. Ancak günümüzde masaüstüne kadar, sanayide kullanıma kadar ilerlemiş durumda. 3 boyutlu baskının mantığı, bilgisayar ortamında hazırlanan 3 boyutlu objeyi reel anlamda ortaya çıkarmak. Aslında imalat mantığına göre iki buçuk boyuta tekabül eder. Çünkü katman katman çalışıldığı için tam manasıyla 3 boyutlu olarak kabul edilmez. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu katmanlar giderek inceldiği için, katman çıplak gözle bile fark edilmiyor. Bizim amacımız da katmanların fark edilmediği 25 mikronluk 3d yazıcıları imal etmekti. Bunu da başardık. Dünyada bir ilk olacak” yorumunu yaptı.

Hedef teknolojik ve ucuz yerli protez

Her yıl binlerce vatandaşın çeşitli kaza ve sağlık sorunu nedeniyle kaybettiği el ve ayak protezlerinin genellikle yurtdışından yüksek maliyetle ithal edildiğini de hatırlatan Çılgın, geliştirdikleri proje ile yerli üretim hedeflediklerini söyledi. Çılgın, sağlıkta devrim yaratacak proje hakkında da şu şekilde konuştu: “Biz 3 boyutlu yazıcı işlemlerini kolaylaştırdık. Kurduğumuz site sayesinde insanlar girip çalışmalarını yükleyebilecekler. Anlık olarak fiyat görebilecekler. İki gün içinde de ürünleri teslim alabilecekler. Bu Türkiye’de eşi olmayan bir uygulama. Herkesin kazanması ve 3 boyutlu yazıcılarla haşır neşir olması için güzel bir yenilik olarak düşünüyoruz. Birçok sektöre de yenilik getirecek. Örneğin titanyum, insan sağlığına zararı olmayan bir madde. Sağlık alanında birçok noktada titanyum maddesi kullanarak 3 boyutlu yazıcılarla ürünler üretilebiliyor. Özellikle diş hekimliğinde diş implantı yaparken hekimi ve hastayı rahatlatacak, zamanı kısaltacak çözümler sunabiliyoruz. Bunun için biyolojik uyumlu malzemelerle çalışıyoruz. Ayrıca üzerinde en çok durduğumuz, araştırma yaptığımız konulardan biri de protezler. Protez el imalatına 3 boyutlu yazıcılarımız üzerinden başladık. Bir protez firmasıyla ortaklaşa başladık. Bu protez eller sürekli yurtdışından geliyor. Tanesi yaklaşık 20 bin liraya mal oluyor. Devlet de bunu karşıladığı için ciddi bir maddi yükü beraberinde getiriyor. Biz bunu üretebilir miyiz diye yola çıkıp, bin 700 liraya üretebilir noktaya geldik. Sosyal Güvenlik Bakanlığının da dikkatini çekti. Ayrıca bizim yaptığımız eller bileklik şeklinde kablosuz olarak işliyor. Uzaktan istenilen komutlar verilebiliyor. Misyonumuz da yerli bir üretimle maliyeti düşürüp, ihtiyacı olan insanlara bu protezleri kolay ulaştırabilmek.”

 

Röportaj: Emircan Işıldak (İlkses Gazetesi)

More  More

5/9/2017 4:14:03 PM

İzmir Kent Konseyi’nden ‘Roman’ Atılımı

İzmir Kent Konseyi’nden ‘Roman’ Atılımı

 

İzmir Kent Konseyi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve sözleşme makamı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen SİROMA operasyonu kapsamında Roman vatandaşlara yönelik sosyal içerme eylem planlarının hazırlanması sürecine katıldı. Mersin’de düzenlenen çalıştayda Roman vatandaşların konut, istihdam, eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler konularında sosyal içerme politikalarının oluşturulmasına yönelik eylem adımları oluşturuldu.

Yerel eylem planının hazırlanması kapsamında çalıştaya İzmir’den Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü,  Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Kent Konseyi, Konak Belediyesi, Halk Eğitim Merkezi, Halk Sağlığı İl Müdürlüğü, İŞKUR İl Müdürlüğü’nün üst düzey yetkilileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.



“Roman vatandaşlarımız için pusula”

Çalıştaya İzmir Kent Konseyi’ni temsilen Başkan Çağrı Gruşçu katılırken, beş gün boyunca hazırlanan eylem planı içeriğinin Roman vatandaşların sorunlarına çözüm oluşturacağını belirterek şunları söyledi: “Yereldeki tüm kurum ve kuruluşlarımızın katılımıyla bu süreci somutlaştırmayı ve sosyal içerme başlığı altında faaliyetlerimizi genişletmeyi amaçlıyoruz. Hazırlanan eylem adımları Roman vatandaşlarımıza yönelik çalışmalarımıza pusula niteliğinde olacak. Şimdi bu pusulayı takip ederek Roman vatandaşlarımızın konut, istihdam, sağlık, eğitim ve sosyal hizmetler alanlarındaki sorunları için politika oluşturmak istiyoruz.”

“Kamu-sivil yapılanmasını şekillendireceğiz”

Sosyal içerme başlığı altında İzmir’deki kurum ve kuruluşları, meslek odaları, muhtarlar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarını tek bir çatı altında toplayarak eşgüdüm içinde sürecin kolaylaştırılmasına katkı sunacaklarını belirten Gruşçu, “Eylem adımlarının oluşturulmasında özellikle değindiğimiz nokta kurumlar arası koordinasyonun sağlanmasına yönelik oldu. Bu nedenle İzmir Kent Konseyi olarak sürecin kamu-sivil yapılanmasını şekillendireceğiz. Hedefimiz önümüzdeki bir yıl içinde Roman politikalarının oluşturulması ve uygulanması konusunda somut adımların atılması olacaktır.” ifadelerini kullandı.


Ulusal eylem planına katkı sağlanacak

Çalıştaya İzmir’in yanı sıra Adana, Balıkesir, Hatay, Manisa ve Mersin pilot illerinden katılan bakanlıklar, belediyeler, meslek odaları, kent konseyleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ‘Roman Strateji Belgesi’ temelinde eylem planı adımlarını hazırladılar ve merkezi düzeydeki kurum ve kuruluşların yetkilileriyle paylaştılar.

Çalıştay ile iller düzeyinde yerel kapsamda hazırlanan eylem planlarının yanı sıra ulusal eylem planına da katkı sağlanacak. Eylem planı kapsamında hazırlanan politika belgeleri ise illerin ilgili kurumları tarafından uygulanacak.

More  More

5/9/2017 4:03:18 PM

İzmir Kent Konseyi’nden ‘Roman’ Atılımı

İzmir Kent Konseyi’nden ‘Roman’ Atılımı

 

İzmir Kent Konseyi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve sözleşme makamı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen SİROMA operasyonu kapsamında Roman vatandaşlara yönelik sosyal içerme eylem planlarının hazırlanması sürecine katıldı. Mersin’de düzenlenen çalıştayda Roman vatandaşların konut, istihdam, eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler konularında sosyal içerme politikalarının oluşturulmasına yönelik eylem adımları oluşturuldu.

Yerel eylem planının hazırlanması kapsamında çalıştaya İzmir’den Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü,  Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Kent Konseyi, Konak Belediyesi, Halk Eğitim Merkezi, Halk Sağlığı İl Müdürlüğü, İŞKUR İl Müdürlüğü’nün üst düzey yetkilileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.



“Roman vatandaşlarımız için pusula”

Çalıştaya İzmir Kent Konseyi’ni temsilen Başkan Çağrı Gruşçu katılırken, beş gün boyunca hazırlanan eylem planı içeriğinin Roman vatandaşların sorunlarına çözüm oluşturacağını belirterek şunları söyledi: “Yereldeki tüm kurum ve kuruluşlarımızın katılımıyla bu süreci somutlaştırmayı ve sosyal içerme başlığı altında faaliyetlerimizi genişletmeyi amaçlıyoruz. Hazırlanan eylem adımları Roman vatandaşlarımıza yönelik çalışmalarımıza pusula niteliğinde olacak. Şimdi bu pusulayı takip ederek Roman vatandaşlarımızın konut, istihdam, sağlık, eğitim ve sosyal hizmetler alanlarındaki sorunları için politika oluşturmak istiyoruz.”

“Kamu-sivil yapılanmasını şekillendireceğiz”

Sosyal içerme başlığı altında İzmir’deki kurum ve kuruluşları, meslek odaları, muhtarlar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarını tek bir çatı altında toplayarak eşgüdüm içinde sürecin kolaylaştırılmasına katkı sunacaklarını belirten Gruşçu, “Eylem adımlarının oluşturulmasında özellikle değindiğimiz nokta kurumlar arası koordinasyonun sağlanmasına yönelik oldu. Bu nedenle İzmir Kent Konseyi olarak sürecin kamu-sivil yapılanmasını şekillendireceğiz. Hedefimiz önümüzdeki bir yıl içinde Roman politikalarının oluşturulması ve uygulanması konusunda somut adımların atılması olacaktır.” ifadelerini kullandı.


Ulusal eylem planına katkı sağlanacak

Çalıştaya İzmir’in yanı sıra Adana, Balıkesir, Hatay, Manisa ve Mersin pilot illerinden katılan bakanlıklar, belediyeler, meslek odaları, kent konseyleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ‘Roman Strateji Belgesi’ temelinde eylem planı adımlarını hazırladılar ve merkezi düzeydeki kurum ve kuruluşların yetkilileriyle paylaştılar.

Çalıştay ile iller düzeyinde yerel kapsamda hazırlanan eylem planlarının yanı sıra ulusal eylem planına da katkı sağlanacak. Eylem planı kapsamında hazırlanan politika belgeleri ise illerin ilgili kurumları tarafından uygulanacak.

More  More

5/9/2017 4:03:18 PM

Gruşçu: “İnadına Birlik, İnadına Üretim”

Gruşçu: “İnadına Birlik, İnadına Üretim”

 

İzmir Kent Konseyi, genel kurulunu sivil toplum örgütleri, meslek odaları, sendikalar, muhtarlar ve üniversitelerin temsilcilerinin yanı sıra İzmirlilerin katılımıyla Kültürpark Gençlik Tiyatrosu’nda gerçekleştirdi. Genel kurulda kentin sorunları ve çözüm önerileri de tartışılırken terör olaylarına karşın daha fazla birlik olma görüşü ifade edildi.

İnadına birlik, inadına üretim

Genel kurulun açılışında konuşan İzmir Kent Konseyi Başkanı Çağrı Gruşçu, Bayraklı Adalet Sarayı önünde gerçekleşen menfur terör saldırısını lanetlediklerini belirterek hainlerin amaçlarına ulaşamayacaklarını ifade etti. Gruşçu “Toplumun bekası için gözünü kırpmadan canını ateşe atan şehidimiz Fethi Sekin’e ve adli personelimiz Musa Can’a Allah’tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin acısı çok taze. Ancak zaman geçse de bu acıyı her zaman yüreğimizde hissedecek ve buna göre yaşayacağız. Kahraman şehidimiz Fethi Sekin’in yaptığı gibi inadına yaşamı savunacağız. İnadına birlik olacak, inadına üreteceğiz.” diye konuştu.

“Ülkenin ve kentin hizmetkârıyız”

Yaşanan olayların ardından çok iyi düşünülmesi ve atılacak her adıma dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Gruşçu, “Böylesi hassas bir dönemde üretene sekte vurmaya çalışanlar, kentimizin ve ülkemizin birliği ve bütünlüğü için çalışanı yerden yere vuranlar; bu hainlerin ve işbirlikçilerinin hizmetkârıdır. Bizler ise, yaşamı kentimiz ve ülkemiz için üreterek hiçbir karşılık beklemeksizin savunan hizmet etmeye ant içmiş hizmetkârlarız. Biz, bu kentin hizmetkârıyız. Biz, ülkemizin hizmetkârıyız. İçeride veya dışarıda bu tür işbirlikçilerine asla fırsat vermeyecek, birliğimize ve bütünlüğümüze kastedenlere en iyi cevabı hizmetimiz ve üretkenliğimizle vereceğiz.” ifadelerini kullandı.

“İnadına yaşamı savunalım”

İzmirlilere ve kanaat önderlerine seslenerek yaşamı savunmak için örgütlenilmesi gerektiğini belirten Gruşçu “Buradan İzmir’in kanaat önderlerine, sivil toplum örgütlerine, yerel yönetimlerine, meslek örgütlerine, sendikalarına, muhtarlarına sesleniyorum. Buradan 4,5 milyon İzmirli hemşehrime sesleniyorum. Yaşamı ve yaşam hakkını savunalım. İnadına üreterek, inadına birlik olarak, inadına örgütlenerek yaşamı savunalım. İş işten geçmeden, hainlere fırsat vermeden bir çatı altında birleşelim. Bugünden başlayalım, çünkü yarını yok. Zaman bir olma ve alana çıkarak yaşamı savunma günüdür. Bu milletin kaderinde teslim olmak asla yoktur. Demokrasiyi ve eşitliği savunan İzmir’in kadınıyla, genciyle, engellisiyle, çocuğuyla, yaş almışıyla yaşamı ve yaşam hakkını savunma hareketini İzmir’den başlatalım.” şeklinde konuştu.

“Bu yıl üretim yılımız olacak”

İzmir Kent Konseyi’nin yaşamı savunma hareketine üreterek başlayacağını belirten Gruşçu, “Bu yıl üretim yılımız olacak. Geçtiğimiz bir yıl boyunca çok ürettik, kentimize ve hemşehrilerimize hizmet ettik. Tüm yıl boyunca ürettiğimiz, ortak ve iştirakçi olduğumuz yedi projeyi hayata geçirdik.  Dört akademiyle onlarca mezun verdik. Sayısız etkinlik gerçekleştirdik. Bu yıl daha da etkin çalışacağız. Ülke için, kent için, kentli için. Daha fazla üretecek, birbirimize daha sıkı sıkıya sarılacağız. Dediğim gibi biz, bu kentin ve kentlinin hizmetkârıyız. Üreterek yaşamı savunacağız” diye konuşarak konseyin bir yıllık çalışmalarından bahsetti.

Toplantıda konseyin yeni gönüllü politikası anlatılırken gönüllüler için hazırlanmış uygulama rehberinin tanıtımı yürütme kurulu üyesi Selda Görgülü tarafından yapıldı. Ayrıca kentin sorunlarına yönelik çözüm önerileri konuşulurken gelen talep ve projelerin ilgili birimlere gönderilerek değerlendirileceği ifade edildi.

More  More

5/9/2017 3:53:40 PM

Gruşçu: “İnadına Birlik, İnadına Üretim”

Gruşçu: “İnadına Birlik, İnadına Üretim”

 

İzmir Kent Konseyi, genel kurulunu sivil toplum örgütleri, meslek odaları, sendikalar, muhtarlar ve üniversitelerin temsilcilerinin yanı sıra İzmirlilerin katılımıyla Kültürpark Gençlik Tiyatrosu’nda gerçekleştirdi. Genel kurulda kentin sorunları ve çözüm önerileri de tartışılırken terör olaylarına karşın daha fazla birlik olma görüşü ifade edildi.

İnadına birlik, inadına üretim

Genel kurulun açılışında konuşan İzmir Kent Konseyi Başkanı Çağrı Gruşçu, Bayraklı Adalet Sarayı önünde gerçekleşen menfur terör saldırısını lanetlediklerini belirterek hainlerin amaçlarına ulaşamayacaklarını ifade etti. Gruşçu “Toplumun bekası için gözünü kırpmadan canını ateşe atan şehidimiz Fethi Sekin’e ve adli personelimiz Musa Can’a Allah’tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin acısı çok taze. Ancak zaman geçse de bu acıyı her zaman yüreğimizde hissedecek ve buna göre yaşayacağız. Kahraman şehidimiz Fethi Sekin’in yaptığı gibi inadına yaşamı savunacağız. İnadına birlik olacak, inadına üreteceğiz.” diye konuştu.

“Ülkenin ve kentin hizmetkârıyız”

Yaşanan olayların ardından çok iyi düşünülmesi ve atılacak her adıma dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Gruşçu, “Böylesi hassas bir dönemde üretene sekte vurmaya çalışanlar, kentimizin ve ülkemizin birliği ve bütünlüğü için çalışanı yerden yere vuranlar; bu hainlerin ve işbirlikçilerinin hizmetkârıdır. Bizler ise, yaşamı kentimiz ve ülkemiz için üreterek hiçbir karşılık beklemeksizin savunan hizmet etmeye ant içmiş hizmetkârlarız. Biz, bu kentin hizmetkârıyız. Biz, ülkemizin hizmetkârıyız. İçeride veya dışarıda bu tür işbirlikçilerine asla fırsat vermeyecek, birliğimize ve bütünlüğümüze kastedenlere en iyi cevabı hizmetimiz ve üretkenliğimizle vereceğiz.” ifadelerini kullandı.

“İnadına yaşamı savunalım”

İzmirlilere ve kanaat önderlerine seslenerek yaşamı savunmak için örgütlenilmesi gerektiğini belirten Gruşçu “Buradan İzmir’in kanaat önderlerine, sivil toplum örgütlerine, yerel yönetimlerine, meslek örgütlerine, sendikalarına, muhtarlarına sesleniyorum. Buradan 4,5 milyon İzmirli hemşehrime sesleniyorum. Yaşamı ve yaşam hakkını savunalım. İnadına üreterek, inadına birlik olarak, inadına örgütlenerek yaşamı savunalım. İş işten geçmeden, hainlere fırsat vermeden bir çatı altında birleşelim. Bugünden başlayalım, çünkü yarını yok. Zaman bir olma ve alana çıkarak yaşamı savunma günüdür. Bu milletin kaderinde teslim olmak asla yoktur. Demokrasiyi ve eşitliği savunan İzmir’in kadınıyla, genciyle, engellisiyle, çocuğuyla, yaş almışıyla yaşamı ve yaşam hakkını savunma hareketini İzmir’den başlatalım.” şeklinde konuştu.

“Bu yıl üretim yılımız olacak”

İzmir Kent Konseyi’nin yaşamı savunma hareketine üreterek başlayacağını belirten Gruşçu, “Bu yıl üretim yılımız olacak. Geçtiğimiz bir yıl boyunca çok ürettik, kentimize ve hemşehrilerimize hizmet ettik. Tüm yıl boyunca ürettiğimiz, ortak ve iştirakçi olduğumuz yedi projeyi hayata geçirdik.  Dört akademiyle onlarca mezun verdik. Sayısız etkinlik gerçekleştirdik. Bu yıl daha da etkin çalışacağız. Ülke için, kent için, kentli için. Daha fazla üretecek, birbirimize daha sıkı sıkıya sarılacağız. Dediğim gibi biz, bu kentin ve kentlinin hizmetkârıyız. Üreterek yaşamı savunacağız” diye konuşarak konseyin bir yıllık çalışmalarından bahsetti.

Toplantıda konseyin yeni gönüllü politikası anlatılırken gönüllüler için hazırlanmış uygulama rehberinin tanıtımı yürütme kurulu üyesi Selda Görgülü tarafından yapıldı. Ayrıca kentin sorunlarına yönelik çözüm önerileri konuşulurken gelen talep ve projelerin ilgili birimlere gönderilerek değerlendirileceği ifade edildi.

More  More

5/9/2017 3:53:40 PM

Köy Tezgâhında Güçlü İşbirliği

Köy Tezgâhında Güçlü İşbirliği

 

İzmir Kent Konseyi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Ege Kadın Buluşması, Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Ege Kadın Dayanışma Vakfı (EKDAV) işbirliğiyle gerçekleştirilen “İstiridye Mantarı Köy Tezgâhında” projesi kapsamında Bornova’nın Yaka köyündeki üreticiye mantar kiti ve tohum dağıtıldı; uygulamalı mantar yetiştiriciliği eğitimi verildi. Mantar yetiştiriciliğinin tekniklerini öğrenen üreticilerin dağıtılan mantar kiti ve tohumu sayesinde üretici pazarlarına sundukları ürünlerin çeşitliliği zenginleşecek ve gelir sahibi olması sağlanacak.

 

 


Mantar kiti ve tohum dağıtılıyor

İzmir’in “yerelde kalkınma” hedefiyle öncülük ettiği ‘Yerelde Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi’ne katılımcı bir süreçle katkı sunmak ve stratejide tamamlayıcı bir rol üstlenmek amacıyla gerçekleştirilen projeyle, başta kadınlar olmak üzere kırsaldaki üretici ve köylünün meslek edinmesine ve gelirlerinin artmasına katkıda bulunulması amaçlanıyor. Aile tipi basit mantar üretiminin özendirilmesi amacıyla Eğitmen ve Ziraat Mühendisi Mine Pakkaner tarafından verilen uygulamalı mantar yetiştiriciliği eğitimi sonrasında mantar kitleri ve tohum dağıtılırken, eğitime köylüler tarafından gösterilen yoğun ilgi ise dikkat çekti.

 

Sırada Sasalı ve farklı köyler var

 

İlk olarak Bornova’nın Yaka köyünde gerçekleştirilen uygulamalı eğitim İzmir’in birçok ilçesinin köylerinde devam edecek. Küçük çiftçi ailelerinin basit yöntemlerle istiridye mantarı yetiştiriciliğini öğrenerek üretici pazarlarına sundukları ürünlerin çeşitliliğini zenginleştirmeyi ve gelir elde etmelerini sağlamayı amaçlayan projenin ikinci uygulaması Çiğli’nin Sasalı köyünde gerçekleşecek. Daha sonra sırasıyla Çiğli, Buca, Aliağa, Kemalpaşa ve Bornova ilçelerinin köylerinde eğitime ve uygulamaya devam edilecek.



Projeye güçlü kurumsal işbirliği

Projenin gerçekleşmesi için İzmir Kent Konseyi Yerelde Kalkınma Çalışma Grubu’nun hazırladığı programa birçok kurum ve kuruluş güçlü bir işbirliği içinde eşlik ediyor. Projeye, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Ege Kadın Buluşması, Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ve EKDAV destek oluyor. Ayrıca uygulamanın gerçekleştirileceği ilçe belediyeleri, köy muhtarlıkları, köy kalkınma kooperatifleri ve dernekleri projenin paydaşı olarak görev alıyor. Bornova’nın Yaka köyünde gerçekleştirilen ilk eğitime Yakaköy Tanıtma ve Kalkınma Derneği ev sahipliği yaparken başkan Sema Neke’nin yanı sıra İzmir Kent Konseyi Başkanı Çağrı Gruşçu ve yürütme kurulu üyeleri Şengül Baysak, Cem Arıkan, Mahmut Açıkkar, Bornova Belediyesi Tarımsal Hizmetler Şube Müdürü Mustafa Yaşar Taşkın, Buğday Derneği temsilcisi Nurhayat Bayturan, Ege Kadın Buluşması ve EKDAV’ın temsilcileri de katılım gösterdi.

 

‘Uygulamadan çok memnunuz’

Gerçekleşen eğitimden ve uygulamadan memnun olduklarını dile getiren Yakaköy Tanıtma ve Kalkındırma Derneği Başkanı Sema Neke duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Dernek olarak, köy kadınları için gerçekleştirdiğimiz bu eğitimlerle hem farkındalık yaratmak hem de kadınlarımıza gelir getirecek imkânlar sunmak ilkelerimizin başında geliyor. Mantar yetiştiriciliğine gösterilen yoğun ilgi doğru yolda olduğumuzun göstergesidir. İsteriz ki bu eğitimi köyümüzde tekrarlayalım ve tüm isteklere cevap verebilelim. Yine köyümüzün kadınları yaptığımız toplantılarda yetiştiriciliği ciddi anlamda ele almak istediklerini ve belki de köyümüze ait bir markayla ticari boyuta taşıma konusunda girişimler yapmak gerektiğini dile getiriyorlar. Bu konuda yerel yönetimlerden destek bekliyoruz.”



More  More

5/9/2017 3:03:55 PM